Sizden Gelenler – Hasbihâl

Hasbihâl

ÂŞK diyorum kalpten kalbe bir rah kurmuş, mesafeler yâkin olur ve vuslat durağında sevgili her ân gelecek gibi beklenir. Gelmeyecek bir bekleyiş dahi bir ân gelecekmiş gibi beklenir. Beklemeyi de beklemek sevdaya dahil değil mi? En iyi bekleyenler bilir…

Ve bazen bir çayın deminde yâr demlenir. İki çay söylenir biri az şekerli ve açık. Çayın yanında kırmızı güllerle süslenmiş bir demet gül. Diğer çay demini hasretten almış âşığın elinde, bir perde açılır gönlündeki şehre

Dil-i şeyda diyor ki yak gitsin tüm gemileri yanmıyorsa o gemilerin limanı kalbin olduğu için. Yoksa ki benim nasıl bir şeyda olduğumu en iyi siz bilirsiniz şeyhim. Gemiler zirâ yanmıştır kendinden habersiz.

Ey benim kalbimin incisi âşk aynasında kalbine nâz nikâbını çekmişssin perde arkasından âşığa hasret şarabını sunarsın.

Âşk risalesinin sayfaları hasret okları ile doludur. Dil-i şeyda bu âşk virdini nurefşân kalbinden almıştır.

Cânım şeyhim rabbimin ilahi emrine iman ettim. ‘Ey iman edenler Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olunuz.’ Tevbe suresi 119.ayet-i kerime istikâmetinde kalbinden kalbime bir râh gizli o yolda beklerim o candan kalbini

Ey Rabbim nurunu yansıtan nur aynan Efendimizin(s.a.v)’in bahçesinin
goncasını, velayet bağında açmış gül-i ruhsarını, ilahi belâgatın varis-i şahını, nur hattının ribat burağını, O’nun irşad eli kudretinin yqnsıması kalbime istikamet rehberi eyledigim

Dünya çirkin
Dünya çirkin şeyhin

Cânım şeyhim siz sussanız biz dinlesek
Zaman dursa saatler sussa
Âşk-ı tefekkürde aynalar kırılsa

Dedim ki yâr gönlüne nasıl girilir
Dedi ki yâre yârenlik zor iştir

Dedim ki sizin gönlünüz sevgi deryasıdır
Dedi ki gönlümüz sadık olana yâr’dır

Dedim ki şeyhim sizin işiniz çok zordur
Dedi ki biz hizmetkârız

Dedim ki şeyhim nazende bakışlarınızdaki hüzünde nedir
Dedi ki hüzün sevgiliden yâdigardır

Dedim ki ne de çok seveniniz var
Dedi ki sevdiren Allah’ü Teâlâ’dır

Dedim ki Rabbim vermesin ayrılık
Dedi ki biz sizi hiç yalnız bırakır mıyız

Dedim ki siz ne de güzel yârsınız.
Güldü. Dedi ki kişi kalbini nerede arıyorsa oradadır.

Dedim ki kalbine nazlandığım canımdan cansın.

Cânım şeyhim
Kaldırımlarda nur yansımandan düşen gölgeler
Islak güllerin râyihası yol boyunca
Ve yol boyu derin bizi sessizlik
Hangi yöne dönsem
Aynalarda kalbin hasretini yansıtan

Ve gitmek
Herkesten
Herşeyden
Heryerden
Kalbimden kaçıp
Kalbine doğru sürüklensem

Dünya çirkin
Dünya çirkin şeyhim

Ve kalbim
Şiir olmak istiyor
Can kalbinin rahında
Ard arda açılan nur kapısında
Gidişleri olan
Dönüşleri olmayan
Yolun sonunda
Elest aşıkları safında olan
Ve kalbim
Şiir olmak istiyor
Can kalbinin rahında

Dünya çirkin
Dünya çirkin şeyhim

Konuşmuştuk
Öyle dilhun bir cezb ile
Öyle içten kelam-ı sükut ile

Ve susmuştuk
Saatlerin ritmi durmuştu
Gözlerinin elası susmuştu
Dil-i şeyda sermest olmuştu

O elâ gözlerden âşk risalesinin sayfaları açılır kalbime, dökülüverir minhalar, seyhimin kalbind altı çizili bir minha! Sanırım bunu özellikle görmemi istemişti. Lâkin ihbar etmek istemezdim, sizlere de şifa olsun, kalbinizde saklayın şifa niyetine; kişi sevdigiyle beraberdir.

Ve zaman ayrılık ile vuslat arasında döndükçe, gitmeler gelmeler takvim sayfalarına kilitlendikçe daha iyi anlaşılmakta. En güzel minha olan bu büşra, ta ki asr-ı saadetten, ahir zaman meydanına bergüzar olarak müjdelenen, daha da ötesi darüsselam yurdunda.

Ayrılıkta gizli bir vuslat
Vuslatta ise binbir âh dolu gizemli bir ayrılık
Maşuğun meslek sırrı sanırım
Önce vuslat ile ayrılığa düşürmek
Ayrılık ile de vuslata doğru kalbi cân kalbine doğru çekmek

Anlıyorsun ki asli beraberlik kalbin kalb ile olduğu daimi beraberlikte. Ne de çok buslat gizli âşıķ ile maşuk arasında gizli bir bend ile. Burdan sonrası ihbar edilmez; âşık ile maşuk bilir..

Aslında ne de çok konuşmuştuk
Derin bir suskunluk
Binbir âh dolu sırrında
Kandiller kırılır o nur hattında
Bakışlarında raz-ı aşkın risalesi
Bir dönüp baksa hicablar açılsa
Felekler yanacak gibi
Ve bir dua avuçlarında
Elleri sanırsın elest kapısında
Niyazlar damlıyor gözlerinin derinliklerinde
Damla damla biriken gözyaşların yere düşse
Arş titreyecek gibi

Ve bazen görünmeyenin ardındadır görünen
Ve aslında hep susmuştuk
Konuşan kimdi…

Buhara Gönüllüsü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir