Muhammed Şansal: Yalnız Hüznü Vardır Kalbi Olanın

“Yalnız Hüznü Vardır Kalbi Olanın”

“Kar yağar kar üstüne
Derdim var dert üstüne”

Dün gece tutmayan uykunun yerini hüzün aldı.

Ben daha gözlerimi açmamışken “göğe bezgin bakanların” dünyasına, pencereden atlayarak dünya sürgününden kurtulan bir “şiir sandığı” düştü gönlüme.

Çok şairler tanıdım, kimisiyle oturup sohbet etme fırsatı bulurken kimisine o şansı vermedim bile…

Fakat bu kelimelerle ifade edilmeyen duygu da nedir? Henüz ismini bilmediğim dönemlerde hayranlıkla okuduğum bir çift mısra mıdır beni bu kadar cezbeden!

İsmi pek geçmez arkadaşları arasında, belki unutmak istediler gencecik yaşında canına kıyanı, belki de hicap ettiler O’nun kabullenemediğini kabullenmek zorunda olduklarından…

“ne bir şerbet,
ne bir acı kahve var
kına yakmaz gelinler ellerine ağıt yakarlar.
geceyi gece belleme,
gündüzü kararmış bil.
bu çiçek adak ayının çiçeğidir
gurban; bu ağaç mutlu değil!”
(Bilmek Vaktidir)

Geç tanıştım kendisiyle, okuduğum her mısrasında ayrı bir tat ayrı bir lezzet. Şiir şairden bir parçadır, her şiir bir parça götürür şairin gönlünden. Kendisini toplumum keşmekeşinden soyutlayıp bizatihi kendisi bir toplum olana şair denir.

Erzurum’da başlayan hayat hikâyesine Tokat’ta son veren kimilerinin müntehir şair diye nitelendirdiği fakat esasen müstesna bir şair olan merhum İlhami Çiçek’in ardından yazabildiğim üç beş satırı paylaşmak istedim, sürçü lisan ettiysek affola…

“İyi bir oyuncu en çok atları sever
Sen ey atını kaybeden oyuncu
Bir ilkyazdan koca bir güz yontan adam
Bırak oyunu…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir