Merve Diken – Toplum; Varlık, Edep, İnsan

‘Edep Ya Huu..’
Toplum; durağan bir yapıya sahip değildir. Sürekli hareket halindedir. Her geçen gün gelişir, ilerler! Yol alır. Yani yol alması, ileriye gitmesi gerekir. Ancak günümüzde toplum hareketliliğini yitirmezken, ileriye yönelik devinimini geriye ya da olduğu yerde kendi etrafında çırpınmaya çevirmiştir. Gözümüzün önünde bir hamur canlandıralım. Elimizde sürekli olarak sabit hareketlerle olduğu durumdan başka bir hale getirmeye çalışmadığımızda, zamanla mıncıklamamız hamuru cıvımış; şekli, hatta muhteviyatı bozulmuş bir hale getirir. Toplumda hamur örneğindeki gibi ilerleme kaydedemeyince yerinde devinmesi, onu muhteviyatı bozuk bir hale gelmesine neden olmaktadır.

Toplumu ayakta tutan, dengelerin korunmasını sağlayan, en önemlisi de toplumu toplum yapan, şüphesiz ki insandır. Bu sebeple her gün kendine bir şeyler katan, ilerleyen insan; toplumun da ilerlemesini sağlayacaktır.

Toplumun sağlıklı olması ve ayakta kalabilmesi için bazı hususlar kaçınılmazdır. Bu hususlardan biri de hayadır, edeptir. Aynı şekilde toplumların çöküş sebeplerinden biri de edebin, hayanın yitirilmesidir.

Toplumdaki sağlıklı işleyişin ilerleyebilmesi için, ilk olarak esas kanun koyucu olan Allah’ın emir ve yasaklarının uygulanabiliyor olması gerekir. Allah’ın kanunları, yarattıklarının hayatını en muntazam şekilde düzene koyar niteliktedir. Bu durumda insan yeryüzünde hayasızlık ettiğinde ilk olarak Allah’a karşı haddi aşmış olduğundan, toplumsal düzenin bozulmasında da rol almış oluyor.
Kavramları ele aldığımızda; edep, bir toplumda örf, adet ve kural halini almış iyi tutum ve davranışlar veya bunları kazandıran bilgi anlamında kullanılan bir terimdir. Burada anahtar sözcük grubu ise; ‘iyi tutum’dur. Edep iyi olandır. İyi olan ortadan kalktığında, iyi olmayan yayılır ve toplum bozulur. O halde toplumda edebin kalkması da bozulmanın kökünü oluşturur.

İslamiyet ile birlikte insan hayatında 5 şey emniyet altına alınmıştır. Bunlar, can emniyeti, mal emniyeti, din emniyeti, akıl emniyeti ve nesil emniyetidir. İnsan hayatı için olmaza olmaz bu 5 emniyeti din; uygulandığı halde korunacağının garantisini verir. Ancak toplumda edep kavramı yitirildiğinde neslin emniyeti kaybolur. Neslin emniyetinin kaybolması, geleceği inşa edememektir. Geleceğini inşa edemeyen toplum yok olur.

Modern hayatla birlikte ortaya çıkan modern toplum aklı her zaman ön planda tutar. Modern kavramı çoğu kez akılcılıkla beraber hareket eder. Rasyonel olan, akla dayanan moderndir. Ancak günümüzde yer alan modernlik akılcılıktan hızla uzaklaşmaktadır. Din temelde aklı kullanmayı öngörür. Allah Kur-an’ı Kerim’de sık sık ‘.. akıl etmez misiniz?…’ hitabını kullanmıştır. İlk emir ‘Oku.’ diye inmiştir. Din, yükümlülüklerini bile akıllı olana vermiştir. Edep de toplumda aklın dıştan görünüşüdür. İnsan akıl ettiği ölçüde edebine dikkat eder.

Günlük hayatımızda sık sık duyarız. ‘Edep Ya Huu..’ diye sesleniverirler. Bunu en çok ‘biraz edepli ol be adam’ manasında; biraz tenkit biraz da edepsizi, edebe davet manalarında kullanırız. Oysa ‘Edep Ya Huu..’ ahlaka davet ederken, bu daveti edepsize değil; edep bilene yapar. Kaynaklar ”Huu’ hitabı ‘Huu’ ya aşina olana yapılır, O’nu bilmeyen edebi ne bilsin?’’ diye ele alırlar konuyu.
Düşünen için anahtarlar peş peşe sıralanıyor. Edep olmadan toplum ayakta kalamıyor. Edebin olması için de kişinin Rabb’ini bilmesi, hatta bilmek değil O(c.c)’na aşina olması gerekiyor.

Toplumun var olmaya devam edebilmesi için insanın varlığına ihtiyacı olduğu gibi, insanın da hayatta kalabilmesi için can damarına ihtiyacı vardır. Bu damar kesildiğinde nasıl ki kansızlıktan ölecekse, edep de insanın maneviyatının, ahlakının can damarıdır. İnsanın can damarı olan edebin yok olması, insanın yok olması olacaktır.
Toplum 2 yönlü varlığa sahiptir. Aynı insanda ya da canlı olan her varlıkta olduğu gibi. Canlı olan her varlık, bir yönüyle bulunduğu boşluğu doldurarak cismani olarak varlığa sahiptir. Diğer yönüyle de ruhu, işlevselliği ile varlık iddiasındadır. İnsan da bir yönüyle yer kaplayan, görünen bedeniyle vardır. Diğer yönüyle de ruhu ve aklı ile varlığını ispat eder. Toplumda bir yönüyle kara parçasında, üzerinde insanları bulundurmasıyla varlık atfeder. Diğer yönüyle de içinde barındırdığı, kültür, ahlak, gelişmişlik ile ruhunun varlığını gösterir.

Nasıl ki insandan ruhu çekildiğinde sadece bedensel bir yığıntı olarak kalakalıyorsa, toplumda ruhu olan değerleri çekildiğinde kalabalıklar yığını olarak kalacaktır.

O halde; varlık iddiasında bulunan her bedeni, bugün edebe davet ediyoruz. İcabet edenlerin, Allah’ın tevfik ve inayeti ile varlık iddiasını kanıtlamaları duasıyla…
‘Edep Ya Huu..’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir