Hayrullah Toksöz : İmtihan

İmtihan

İç Anadolu bozkırında yağmurlu bir Aralık akşamıydı. Hayat bir kez daha yaşanmaz bir hal almıştı. Her zaman olan olmuş, babasına kendisini anlatamamış üstüne üstlük hayırsız ve beceriksiz evlat olduğu yüzüne vurulmuştu.
Sakinleşmek için yürümeyi deniyordu. Yüzündeki bir avuç sakal, otuzu görmemiş yaşında saçındaki aklar gözyaşlarını durduramamıştı. Sadece ağlıyordu, en yakın dostlarını aramayı düşündü. Onu bu isyana giden halden hakkı ve sabrı tavsiye eden dostları kurtarabilirdi. Gözyaşlarını sildi, daha önce mesaj attığı dostuna o anda;
‘Ağabey’ dedi, ‘ben bu insanlara ne yaptım, elimden iş geldi iş vardı da ben mi kaçtım?’

İçinde bulunduğu sarmaldan çıkmak istedikçe, kendine çeki düzen vermek istedikçe önüne engel olan birileri vardı. Anlatamamak, anlaşılmak istenmemek en büyük derdiydi. Önünde mühim bir sınav vardı, kısa vadede iş aramama sebebi buydu. Bunun için bütün bu olacakları tahmin ettiği halde babasının ‘ben destek olurum.’ sözüne aldanmıştı. Malum kötü hasletlere sahip olamamak en büyük hatasıydı. Merhamet ve ailesine güven en büyük zaafı…

Cinayet mesabesinde, bir gram şefkat ve merhamet bulamayacağı bir evlilikten dönmüştü. Bunun için de çok şükretti. Değil dili ile kalben bile isyan etmek istemiyordu. İmtihan sa çekilecekti. Dünyanın kendisine dar geldiğini anladı. Yürüyüşten döndüğünde evdeki tansiyonun düşmediğini anladı. Zar zor kıldığı yatsı namazının ardından uyumak için yatağa geçti. ‘Takatim kalmadı Ya Rabb-i’ diyerek yalvardı Alemlerin Rabbine. Kendisini dünyaya bağlayan şeyleri düşündü. Onların hatırına sabretti. Belki de son kez…

‘Allah’ım bir genişlik ver’ diye yalvardı. ‘Ben ölürsem aç kalırsın, kimse sana bakmaz, sokağa düşersin…’ duyduğu en hafif cümle bunlardı.Şiddetli baş ağrısı devam ediyordu. İmanından ve onu gerçekten sevdiğine şahid olduğu o güzel insandan başka kimse tutamazdı. Rüyasında öğrencilik yıllarından bir kesit gördü adeta, yirmi otuz kişilik gençlerden oluşan bir ortamda o güzel insanın Mübarek isimli evladı yanına kadar gelmiş ‘Derdini biliyoruz, başının ağrısı birkaç saate geçecek inşallah’ buyurmuştu. Derken arka saflarda Emin isimli evladını gördü, ‘Efendim diye söze başlayıp gördüğü gereksiz baskıyı anlattı. İsmi gibi emin olan o zat da ‘Dünyadır, imtihandır, sabredeceğiz’ buyurdular.

İnsanların göz yaşına inancı kalmamasına rağmen, merhameti ağır bastı yine. Aynı yerden yarayı alacağını bile bile tekrar affetti. ‘Oysa herkes öldürür sevdiğini…’ ile başlayan şiir kulağında yankılanırken, bir daha ki alacağı yara hangi gündü,onu düşünerek hayatına devam etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir