Ehli Sâkî: Bir Günümüz Çağ Hastalığı; Gönül Yorgunluğu

Tarihçiler her ne kadar bulunduğumuz çağın adının yakın çağ olduğunu söyleseler de bu çağı bir çok isimle nitelendirmek mümkün. Bu isimlerden birisi ise teknoloji çağı.

Teknolojinin hayatımıza girmesiyle beraber bir çok kolaylıklar yaşadık. Avantajları olduğu gibi bununla beraber dezavantajları da oldu. Teknolojiyle beraber hayata bakış açımız, günlük rutinlerimiz, hayattan beklentilerimiz değişti. Teknolojiye ayak uydurmakla birlikte biz değiştik. Eski ‘biz’ gitti yenisi geldi. Bu yeni gelen kişinin ilgi alanı değişti, bu da halinin değişmesine neden oldu. Hâl deyip geçmeyelim. Bu çağda yaşadığımız ruhsal sıkıntıların çözüm noktası hâlimize verdiğimiz değer.

Hâlimize önem vermemiz için halimizin ne durumda olduğunu bilmemiz, ahvâlimizden/gidişatımızdan haberdar olmamız gerekir. Gidişatımız teknolojiye ayak uydurmuşsa bir şeyi -önemli bir şeyi- ihmal ediyoruz demektir; gönlümüzü.

Hayata bir açıdan bakmakla gördüğümüzle başka bir açıdan bakmakla gördüğümüz bir değildir. Bunun gibi teknolojiye ayak uydurarak yaşamakla kendimizi teknolojiden soyutlayarak yaşamak arasında görüş farkı olacaktır. Göz neyi görürse akıl onu düşünür, akıl neyi düşünürse kalp onunla meşgul olur.

Kalbimiz, bir derin anlamıyla gönlümüz, teknolojiyle beraber asli işlevini yitirdi. Nasıl ki bir kişiye bildiği bir iş dışında başka bir iş yaptırmak ona zulümse, biz de gönlümüzü başka işlerle meşgul ederek gönlümüze zulüm yaptık, gönlümüzü yorduk.

Gönül yorgunluğuna çare ise kolay değil, bir anda olacak bir iş de değil ama hayatımızın bakış açısını değiştirerek, baktığımız yönü değiştirerek, daha çok gönlümüzle irtibat kurarak bir yerden başlayıp gönlümüzün asli işlevine dönmesini sağlayabiliriz.

Ehli Sâkî: Bir Günümüz Çağ Hastalığı; Gönül Yorgunluğu” için bir yorum

  • 3 Ocak 2019 tarihinde, saat 16:59
    Permalink

    Yazılarınızın sık gelmesini istiyoruz, kaleminize sağlık.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir