Ehlî Sâki – Ayeti Kerime ve Hadisi Şerifler Aynasında Müslüman Ahlakı

”İnsan niçin yaratılmıştır?” sorusu, kendimize sormamız gereken bir sorudur. Bu soruya bugüne kadar bir çok filozof cevap aramaya çalışmışlardır. Cevabını her biri farklı farklı bulsa da Kur’an-ı Kerim bu sorunun cevabını net bir şekilde bize ifade ediyor. Zariyât suresi 56.ayette meâlen şöyle buyruluyor; ‘Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”

Bu cevaptan anlaşıldığı üzere dünyaya geliş amacımız, yaratılış gayemiz, yaratıcıya kulluk etmek. Yaratıcıya kulluk yani ibadet, sadece namaz kılmak, oruç tutmakla olmuyor bunların yanında ahlaki davranışlarımızı da yaratıcımızın emrettiği doğrultuda düzeltmemiz gerekiyor.Bu minval üzere ‘ayet-i kerime ve hadis-i şerifler aynasında müslüman ahlâkı’* nasıl olmalı ona bakalım ve bu ahlâk üzere yaşamaya özen gösterelim.

Müslüman;
-Her konuda kendisinden emin olunan, dürüst, güvenilir insandır.
-Yalan söylemez, kimseyi aldatmaz, kimseye haksızlık yapmaz, hileye ve fırsatçılığa tevessül etmez.
-Ahdine sadıktır, sözünün eridir; verdiği sözü mutlaka tutar.
-Emanete zarar vermez, hıyanet etmez.
-Müslüman izzetli, iffetli ve vakarlıdır. Vakarına gölge düşürecek ciddiyetsiz sözlerden, basit davranışlardan, seviyesiz şakalardan, müslümana yakışmayan kılık kıyafetten kaçınır.
-Çok gülmez, çok konuşmaz.
-Nimete şükreder, musibete sabreder. Bollukta şımarmaz, darlıkta ümitsizliğe kapılmaz.
-Zorluklar karşısında telaşlanmaz; sıkıntılardan şikayet yerine onları gidermenin yollarını arar.
-Öfkesi kabardığında kendini tutar, nefsine hakim olur.
-Kimseye zulmetmez, kimsenin hukukunu çiğnemez.
-Şecaat, hilm, haya sahibidir; cömerttir.
-Sadece Allah’tan korkar. Zalim yönetici karşısında hakkı dile getirmekten çekinmez.
-Akl-ı selim ile hareket eder.
-Harama bakmaz, karşı cinse benzemeye çalışmaz, başka milletlere özenmez.
-Boş, lüzumsuz ve faydasız işler(malayani) ile oyalanmaz.
-İnsanların gizli hallerini araştırmaz,yani tecessüz etmez. -Onların ayıp ve kusurlarını örter, geçmiş günahlarını yüzüne vurmaz.
-Tok gözlü ve kanaatkardır. İhtiyaç fazlası mal ve gelirinden mutlaka tasadduk eder.
-Tutum ve davranışlarında samimidir. İkiyüzlü ve mürâi olamaz.
-Gösterişten kaçınır, lüks, israftan uzak, sade bir hayat tercih eder.
-Aşırılıklara meyletmez, her zaman ölçüyü ve edebi gözetir.
-Yapmadığı şeyleri söylemez, başkalarından önce kendini düzeltmeye çalışır.
-Övünmez, insanları yüzlerine karşı övmez.
-Konuşmaktan çok dinlemeyi ve sükûtu sever. -Konuştuğunda da sözü süsleyip uzatmaz. Hayır söylemeye ve anlaşılır olmaya çalışır.
-Başkalarının yanında birisiyle fısıldaşarak gizlice konuşmaz.
Kırgınlığa yol açacak tartışmalara girmez, Cahillerden yüz çevirir.
-Sevdiğini Allah için sever, buğzettiğine Allah için buğzeder.
-İbadetlerinde titiz ama ölçülüdür.
-Haramdan ve günahtan kaçınmakla yetinmez şüpheli şeylerden de uzak durur.
-İnfakta bulunurken sevdiği şeylerden, malının iyisinden verir.
-İyilikleri başa kakmaz, birileri görsün diye yapmaz, yardımlarına karşı minnet beklemez.
-Mütevazidir; ucb(kendini beğenme) ve kibre kapılmaz.
-Kimseyi küçümsemez, kıskanmaz; kimseye haset etmez.
-Mecliste sözü büyüğe bırakır.
-Davete icabet eder, kendisine yapılan bir ikramı hor görmez.
-Geçim ehlidir.Ana babasına, eşine dostuna, hısım akrabasına güzel davranır, ihsan ve ikramda bulunur…

*Semerkand dergisinin Kasım 2018 sayısından alıntıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir